top of page

Genişletilmiş Yüksek Frekans İşitme Değerlendirmeleri Neden Gereklidir?

Bu yazıda; Ocak 2026'da Hearing Tracker'da Dr. Douglas L. Beck, Dr. Melissa Fling ve Dr. Keith N. Darrow tarafından yayımlanan "Why Extended High-Frequency (EHF) Hearing Assessments Are Necessary" adlı makaleden bahsedeceğiz.


Epidemiyolojik Görünüm ve Sub-Klinik İşitme Kayıpları

Dünya genelinde yaklaşık 1,5 milyar insanı etkileyen işitme kaybı, en yaygın nörolojik durumlardan biri olarak kabul edilmektedir. Geleneksel tahminler ABD'de 38-45 milyon kişinin işitme kaybı yaşadığını öngörse de, güncel Global Hastalık Yükü Çalışması (Global Burden of Disease Study) bu rakamın 73 milyona ulaştığını ve toplumun %22'sini etkilediğini bildirmektedir (Beck, Fling ve Darrow, 2026).


Daha da kritik olan nokta, yaklaşık 26 milyon Amerikalının saf ses eşikleri normal olmasına rağmen "sub-klinik" dinleme problemleri yaşamasıdır. Bu bireyler, geleneksel 250-8.000 Hz odyogramlarında herhangi bir patoloji sergilememekte, ancak gerçek yaşamın karmaşık akustik ortamlarında ciddi fonksiyonel kısıtlılıklar bildirmektedir (Beck ve ark., 2026).

Bu şematik görsel, insanlar için işitilebilir frekans aralığını (20–20.000 Hz, kırmızı çizgi) standart odyometrik işitme testlerinde değerlendirilen frekans aralığı (250–8.000 Hz, mavi çizgi) ile karşılaştırmalı olarak göstermektedir.
Bu şekil, özgün çalışmadaki şematik gösterimden uyarlanmıştır. Bu şematik görsel, insanlar için işitilebilir frekans aralığını (20–20.000 Hz, kırmızı çizgi) standart odyometrik işitme testlerinde değerlendirilen frekans aralığı (250–8.000 Hz, mavi çizgi) ile karşılaştırmalı olarak göstermektedir.

Geleneksel Odyometrinin Sınırları ve "Normal" İşitme Yanılgısı

Odyoloji pratiğinde yaklaşık 100 yıldır "altın standart" olarak kabul edilen saf ses odyometrisi, 250 ile 8.000 Hz aralığındaki hassasiyeti ölçmekte başarılı olsa da, dinamik ve karmaşık işitsel sistemin fonksiyonel kapasitesini tam olarak yansıtmaktan uzaktır (Beck ve ark., 2026).


  • Duyma vs. Dinleme: Duyma, sesin pasif bir şekilde algılanmasıyken; dinleme, bu seslerin beyin tarafından anlamlandırılması sürecidir.

  • Gizli Patolojiler: Bireyin koklear sinir liflerinin %80'ine kadarı dejenere olmuş olsa dahi, sessiz bir kabinde "beni duyduğunda butona basma" yeteneği klinik olarak normal sınırlarda kalabilir (Beck ve ark., 2026).

  • Gürültüde Konuşmayı Anlama (SIN): Çoğu hastanın temel şikayeti olan gürültülü ortamlarda konuşmaları ayırt edememe durumu, standart odyogramlar tarafından açıklanamamakta veya nicelenememektedir.


Bu Ne Anlama Geliyor? Bir hastaya "işitmeniz normal" demek, sadece o hastanın 8.000 Hz'e kadar olan frekanslardaki eşiklerinin istatistiksel normlar içinde olduğunu gösterir. Ancak bu, hastanın işitsel işlemleme süreçlerinin sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Hastaların "insanlar mırıldanıyor" veya "duyuyorum ama anlamıyorum" şeklindeki şikayetleri, 8.000 Hz üzerindeki spektral ipuçlarının kaybı veya nöral senkronizasyon bozuklukları ile ilişkili olabilir (Beck ve ark., 2026).

Spektral Bilgi ve İşitsel Lokalizasyonun Nörofizyolojik Temeli

İnsan işitme sistemi, sesin uzaydaki konumunu belirlemek için spektral ipuçlarını kullanır. Özellikle 4-16 kHz arasındaki frekanslar, sesin kaynağını belirlemede kritiktir:

  • Dikey Lokalizasyon: 6-12 kHz aralığındaki spektral değişimler, aşağı-yukarı yön tayinine katkıda bulunur.

  • Ön-Arka Ayrımı: 8-16 kHz arasındaki ses bilgisi, ön-arka lokalizasyon ipuçlarını sağlar.

  • Mesafe Tahmini: Akustik ipuçlarına dayalı mesafe tahmini becerisi, 250-8.000 Hz aralığında her zaman görünür olmayan işitsel işlemleme süreçleriyle ilişkilidir (Langendijk and Bronkhorst, 2002).


Koklear Sinaptopati ve "Gizli İşitme Kaybı" Paradoksu

Geleneksel odyogramda eşiklerin "normal" sınırlarda olması, normal bir işitsel işlemleme anlamına gelmez. Koklear sinir liflerinin %75-80'i dejenere olsa bile, sessiz bir kabinde yapılan saf ses odyometri testinde işitme eşikleri normal seviyelerde elde edilebilir. Bu durum, hastaların gürültüde konuşmayı anlama güçlüğü, kulak çınlaması ve artan dinleme eforu gibi şikayetlerini açıklayan "koklear sinaptopati" ve "işitsel nöropati" ile doğrudan ilişkilidir (Beck ve ark., 2026).


Bu ne anlama geliyor? Saf ses eşikleri, koklear veya sinirsel patolojinin her zaman geçerli veya güvenilir bir göstergesi değildir. Yüksek frekans (>8.000 Hz) işitme duyarlılığındaki erken bozulmalar, standart testlerde henüz bir değişiklik görülmeden çok önce işitsel sistemdeki stresin ve nöral bozulmanın habercisi olabilir.
Yüksek frekans odyogram örneği.
Yüksek frekans odyogram örneği.

Tarihsel Perspektif

Teknolojik açıdan bakıldığında, 16 kHz'e kadar test yapma imkanına aslında bir asırdır sahibiz (Beck ve ark., 2026). 1920'lerde üretilen Western Electric 1A modeli 32 Hz'den 16.384 Hz'e kadar geniş bir aralıkta ölçüm yapabiliyordu. Ancak cihazın yüksek maliyeti ve ardından gelen daha taşınabilir modellerin (örn. Western Electric 2A) 8.192 Hz ile sınırlı kalması, klinisyenleri bu dar alana hapsetmiştir (Beck ve ark., 2026).


Yüksek Frekans İşitme Değerlendirmesinin Tanısal ve Prognostik Değeri

Yüksek frekans (>8.000 Hz) işitme testlerinin rutin bataryaya dahil edilmesi, çok düşük maliyet ve kısa sürede yüksek tanısal verim sağlar. Bu değerlendirme, aşağıdaki durumlarda kritik rol oynamaktadır:


  • Tinnitusun Gizli Defisitlerini Ortaya Çıkarma: Geleneksel odyogramı (250-8.000 Hz) "normal" olan birçok tinnitus hastasında aslında yüksek frekans (>8.000 Hz) bölgesinde işitme kaybı saptanmaktadır; bu da yüksek frekans (>8.000 Hz) işitme testlerini gizli defisitleri saptamada değerli bir araç haline getirmektedir (Song ve ark., 2021).

  • Genetik ve Sistemik Hastalıkların Erken Belirlenmesi: Genetik, otoimmün ve Fabry hastalığına bağlı işitme kayıplarında yüksek frekans (>8.000 Hz) eşikleri, konvansiyonel frekanslarda henüz bir değişim görülmeden çok önce erken dönem koklear tutulumu ortaya çıkarabilmektedir (Rodríguez Valiente ve ark., 2016).

  • Sub-klinik İşitme Kaybında Erken Teşhis Hassasiyeti: Yüksek frekans (>8.000 Hz) odyometrisi ve ultra-yüksek frekanslı DPOAE ölçümleri, erken dönem hasarın belirlenmesinde standart odyometri ve DPOAE testlerine göre çok daha yüksek hassasiyet sergilemektedir (Dindamrongkul ve ark., 2025).

  • Gürültüye Bağlı Hasarın İlk Sinyalleri: 12 kHz üzerindeki eşikler gürültü hasarına karşı son derece hassastır; bu bölgedeki bir hasar 8 kHz altında hiçbir eşik değişikliği olmadan gerçekleşebilmekte ve yüksek frekans (>8.000 Hz) işitmenin tanısal değerini vurgulamaktadır (Corliss ve ark., 1970; Fausti ve ark., 1981).

  • Mekânsal İşitme ve Lokalizasyon Becerisi: Çocuklarda yüksek frekans (>8.000 Hz) işitme kaybı, lokalizasyon becerisinde bozulma ve mekânsal ipuçlarının kaybı ile doğrudan ilişkilendirilmiştir (Petley ve ark., 2021).

  • Artan Dinleme Eforu: Konvansiyonel eşikler normal aralıkta olsa dahi, yüksek frekans (>8.000 Hz) bölgesindeki işitsel bilgi kaybı bireyin dinleme eforunun artmasına neden olmaktadır (Waechter ve ark., 2022).

  • Gürültüde Konuşma ve Karmaşık Dinleme Güçlükleri: Karmaşık akustik sahneleri yönetme ve konuşma ipuçlarını tanımlama becerisindeki azalma, genellikle yüksek frekans (>8.000 Hz) işitme eşiklerindeki düşüşle ilişkilidir (Mishra ve ark., 2022).

  • Fonem Ayrımı ve Dil Gelişimi: Yüksek frekans (>8.000 Hz) bölgesindeki kayıplar, dil gelişimi süresince fonemlerin (ses birimlerinin) ayırt edilmesi için kritik olan yüksek frekanslı konuşma ipuçlarına erişimi bozmaktadır (Stelmachowicz ve ark., 2007).

  • Çocuklarda Akademik ve Dilsel Gelişim Gecikmeleri: Çocuklarda saptanan yüksek frekans (>8.000 Hz) defisitleri, özellikle erken öğrenme yıllarında tipik dil edinim sürecini olumsuz etkileyebilmektedir (Hunter ve ark., 2020).

  • Konuşma Kalitesinde Algılanan Kayıp: Konuşma bant genişliği 13 kHz ile sınırlandırıldığında, normal işiten dinleyicilerde dahi ses kalitesinde belirgin bir düşüş fark edilmektedir; bu durum 8 kHz üzerinde faydalı konuşma bilgisi olduğunun kanıtıdır (Monson ve ark., 2019).

  • Yaşa Bağlı İşitme Kaybının Erken Uyarı İşaretleri: OAE ölçümlerinin yüksek frekans (>8.000 Hz) eşikleri ile birleştirilmesi, yaşa bağlı koklear değişimlerin standart testlerden çok daha önce teşhis edilmesine yardımcı olabilir (Hunter ve ark., 2020).

  • Biyolojik ve Evrimsel Gereklilik: İnsan işitme sisteminin 20.000 Hz'e kadar hassasiyet geliştirmiş olmasının altında, doğada avcıları, avları ve eşleri tespit etme evrimsel ihtiyacı yatmaktadır (Hunter ve ark., 2020).

  • Gürültüde Performansın Güçlü Bir Öngörücüsü: 16 kHz'deki saf ses eşikleri, sunulan konuşma uyaranı içinde yüksek frekanslı ipuçları bulunmasa dahi, dinleyicinin gürültülü ortamlarda ne kadar başarılı olacağını güvenilir bir şekilde öngörebilmektedir (Monson ve ark., 2023).

  • Yüksek Frekans Enerjisinin Katkısı: 8 kHz üzerindeki akustik bilgiler, zorlu ortamlarda konuşmanın anlaşılmasını destekleyerek "normal" odyograma sahip kişilerin neden günlük hayatta dinleme güçlüğü çektiğini açıklamaktadır (Motlagh ve ark., 2019).


Sonuç ve Klinik Uygulama Önerileri

Geleneksel 8 kHz sınırlaması, tarihsel süreçte "konuşma seslerinin çoğunun 250-4.000 Hz aralığında olması" varsayımına dayanmaktaydı. Ancak modern bilim, 13 kHz'e kadar olan bant genişliğinin konuşma kalitesi ve anlaşılabilirliği için gerekli olduğunu kanıtlamıştır. Odyologlar olarak, tanısal değerden ödün vermemeli; yüksek frekans (>8.000 Hz) işitme testi, gürültüde konuşma testleri (SIN) ve suprathreshold (eşik üstü) ölçümleri içeren kapsamlı bir yaklaşımı benimsemeliyiz.


Kaynak: Beck, D. L., Fling, M., & Darrow, K. N. (2026). Why extended high-frequency (EHF) hearing assessments are necessary. Hearing Tracker.



Yorumlar


bottom of page