🎧 Yeni araç REM & RECD Atölyesi: cihazın kulaktaki çıkışını adım adım ölçün. →🔧 Yeni araç Cihaz Teknoloji Atölyesi: WDRC'den frekans düşürmeye, cihazın içinde ne oluyor? →🎚 Simülatör Odyometri Simülatörü: sanal hastada saf ses odyometrisi ve maskeleme pratiği. →🧩 Araç Cihaz Seçim Atölyesi: hangi kayba hangi cihaz türü, hangi kuplaj uyar? →🩺 Rehber İşitme ve Denge Sağlığı Rehberi: tinnitustan vertigoya, A'dan Z'ye. →🧠 Uzman görüşü Klinisyenler, akademisyenler ve lisansüstü öğrenciler için derinlemesine yazılar. →📚 Sözlük İngilizce–Türkçe odyoloji terimleri, kart kart. →📊 ODAK 62 değerlendirme aracı ve ölçek bir arada. →🎓 Odyoloji 101 Ders notları, quizler ve vaka pratikleri. →🎙 Podcast Kulağına Küpe Odyoloji Spotify'da. →📝 Yeni yazı Amerikan Tinnitus Derneği’nden tinnitus araştırmalarına rekor destek. →
Röportaj Serisi · 01

Sesin Rengi ve Bilimin Uyumu: Öğütnaz Çoban ile Röportaj

Söyleşi: Alperen Akbulut · 27 Ara 2025

İşitme Atölyesi'nin röportaj serisindeki bu ilk buluşma, odyoloji bilimini müzik ve psikoakustik ile harmanlayan araştırmacı Öğütnaz Çoban'ın çalışmalarına odaklanıyor. Beynin sesleri milisaniyeler içinde tanımasını sağlayan "auditory gist", tınısal ipuçlarının konuşma algısındaki rolü ve koklear implant kullanıcıları için geliştirilen yeni nesil müzik stratejileri ele alınıyor.

Röportajdan öne çıkanlar
  • İşitsel hızlı tanıma (auditory gist): beynin sesi milisaniyeler içinde kategorize etmesi ve günlük iletişimdeki önemi.
  • Tınısal ipuçları (spektral merkez, spektral akış, log-attack time) gürültüde ünlü-ünsüz ayrımındaki işlevi.
  • Geleceğin implant teknolojileri: vibrotaktil yöntemler, özel miks ve kişiselleştirilmiş müzik rehabilitasyonu.
  • Erken müzikal maruziyetin işitsel ayrımcılık ve gürültüde konuşmayı anlama üzerindeki gelişimsel etkisi.
  • Uluslararası araştırma iş birlikleri ve doğru danışman seçiminin akademik kariyerdeki kritik önemi.
S

Okuyucularımız için kendinizden ve akademik yolculuğunuzdan kısaca bahsedebilir misiniz? Odyolojiye ilginiz nasıl başladı?

C

Öncelikle merhaba, bu güzel platformda yer almak benim için çok keyifli. Odyolojiyi ilk duyduğumda henüz lisedeydim. Ses fiziği, akustik, işitme fizyolojisi ve anatomisi üzerine çalışma fikri o zamandan çok ilginç gelmişti. Ama lisansa başlamadan kafamda yanına mutlaka bir alan daha koyma hedefi vardı; çünkü tek başına bile çok geniş bir bilim dalı olan odyolojinin, üzerinde spesifikleşilmesi gereken bir bölüm olduğunu düşünmüştüm.

Bu düşüncelerim, lisanstaki stajlarım sayesinde netleşti. Hem klinik hem cihaz sektörü stajlarımdan sonra hemen meslek hayatına atılmamaya; bu alanda yüksek lisans yapmaya ve akademik olarak ilerlemeye karar verdim. Başkent Üniversitesi'ndeki lisansım boyunca ve sonrasında yaklaşık 6 yıl bir müzik okulunda müdür yardımcısı olarak çalıştım. Müziğin bu kadar içinde olduğum için okul ve danışman araştırmasına başladım.

Tam bu süreçte, şu anki danışmanım Mustafa Yüksel'i tanıdım. Psikoakustik, müzikal algı ve koklear implant alanında çalışan, benim için fazlasıyla donanımlı bir danışman adayıydı. Mezun olduktan yaklaşık 2 yıl sonra, onun danışmanlığında Ankara Medipol Üniversitesi'nde yüksek lisansıma başladım. Şu an tez dönemindeyiz.

S

Literatürde "auditory gist" (işitsel hızlı tanıma) olarak geçen yetenek tam olarak nedir? Spektral merkez, spektral akış ve log-attack time'ın rolünü basitleştirebilir misiniz?

C

Basitçe söylemek gerekirse auditory gist, beynimizin bir sesi detaylıca analiz etmesine gerek kalmadan, milisaniyeler içinde onun "ne olduğunu" anlamasını sağlayan muazzam bir yetenektir. Duyduğumuz ses bir keman mı yoksa insan sesi mi, saniyenin çok küçük bir diliminde buna karar veriyoruz. Bu, gürültülü ortamlarda iletişimi sürdürebilmemiz için kritiktir; çünkü sesin sadece frekansına değil, "tını" dediğimiz o kendine has rengine dayalıdır.

Beynimiz tınıyı üç temel ipucuyla çözer. İlki Spectral Centroid, yani sesin parlaklığı: bir 'S' sesi çok parlak ve keskindir, bir 'M' sesi daha boğuktur. İkincisi Log-Attack Time, sesin 'sahneye çıkış hızı': 'P' veya 'T' bir patlamayla çıkarken 'A' çok daha yumuşak yükselir. Üçüncüsü Spectral Flux, sesin değişkenliği: sabit bir düdük mü, yoksa sürekli değişen konuşma sesi mi?

Tezimizde; sesin bu parlaklık, hız ve değişim ayarlarıyla oynadığımızda veya arkaya konuşma gürültüsü eklediğimizde beynin bu hızlı tanıma yeteneğinin nasıl etkilendiğini inceliyoruz. Amacımız, hangi tınısal özelliğin daha baskın olduğunu ve beynin bu ipuçlarını gürültü altında nasıl yeniden değerlendirdiğini çözmek.

S

"The Future of Cochlear Implants and Music" projesinden yola çıkarak; koklear implant kullanıcılarının müzik algısı beklentileri neler? Gelecekte hangi yenilikler onları bekliyor?

C

Laboratuvar verilerini gerçek hayatla birleştirmek işin en heyecan verici kısmı. Bu projede odaklandığımız nokta, kullanıcıların beklentilerini dolaylı yollardan değil, doğrudan onlardan öğrenmek. Çünkü var olan çözümlerin her kullanıcıda aynı etkiyi yaratması pek mümkün olmuyor; bu yüzden gelecekteki teknolojilerin tamamen kullanıcı geri bildirimleriyle şekillenmesi hedefleniyor.

Öngörülen yenilikler arasında, müziği titreşim yoluyla hissetmeyi sağlayan giyilebilir cihazlar veya özel mobilyalar gibi vibrotaktil yöntemler öne çıkıyor. Ayrıca vokalleri ya da enstrümanları ayrıştıran özel miks teknolojileri ve gerçek zamanlı müzik düzenlemeleri üzerinde çalışılıyor. İş sadece teknolojiyle sınırlı değil; cihaza özel müzik programları ve kişiye özel rehabilitasyon eğitimleri de geleceğin en önemli stratejileri arasında.

Evdeki müzik, aslında implantın verimini ve başarısını artıran doğal bir rehabilitasyon aracı gibi çalışıyor.
S

"Music@Home" projesiyle erken müzikal maruziyetin etkisini araştırıyorsunuz. Çocukluktaki "ev hali" müzik, implant kullanıcıları için ne değiştiriyor?

C

Evdeki müzikal ortam çocuklarda sadece müzik zevkini değil, işitme ve iletişim becerilerini doğrudan şekillendiriyor. Çocuklukta evde müziğe, beraber şarkı söylemeye ve ailece yapılan sosyal dinleme etkinliklerine maruz kalmak, beynin sesleri ayırt etme yeteneğini — yani işitsel ayrımcılığı — ciddi anlamda geliştiriyor. Bu da büyüdüklerinde en çok zorlandıkları alan olan gürültülü ortamlarda konuşmayı anlama becerisine katkı sağlıyor. Kısacası evdeki müzik, implantın verimini artıran doğal bir rehabilitasyon aracı gibi çalışıyor.

S

Türk çocuklarında Batı ve Türk müziği algısı üzerine projeniz çok özgün. İki farklı müzik dünyası çocukların işitsel beklentilerini nasıl şekillendiriyor?

C

Bu, dB SPL Speech Perception Lab ile iş birliği içinde yürüttüğümüz bir proje ve büyük bir çocuk/veli popülasyonuyla çalışıyoruz. Çalıştığımız çocuklar batı müziği temelli enstrüman eğitimi alıyor; velileri ise herhangi bir müzik eğitimi almamış. Türkiye'deki çocuklar batı müziği eğitimi alsalar da Türkçe pop, İstiklal Marşı ve ezan gibi makam içeren birçok motife farkında olmadan maruz kalıyorlar.

Hem Batı hem Türk müziği perde ve ritim algılarını uyum/hoşluk ve duygusal tepki üzerinden değerlendiriyoruz. Beklentimiz, enstrüman eğitimi alan çocukların velilerinden daha yüksek doğrulukla uyum değerlendirmesi yapması. Duygusal tepki ise hepimiz için merak konusu: çocukların Türk müziği motiflerine verecekleri tepki velilerine göre ne kadar farklı olacak? Kısa süre içinde öğreneceğiz.

S

Güçlü bir müzikal geçmişiniz var. Bir müzisyen kulağına sahip olmak, odyolojik araştırmalarınıza nasıl yansıyor?

C

Bu sorunun cevabı yüksek lisansa başlama hikâyemle doğrudan bağlantılı. Müzik eğitiminin küçük yaştan itibaren beyin için ne kadar önemli olduğunu bizzat deneyimledim ve gözlemledim. Hayatımın her döneminde müzik için ayrı bir yer vardı; duygularımı müzikle ifade eden biriyim. Bu da beni işitme kayıplı bireylerde müzik algısı alanında çalışmaya itti.

Temel motivasyonum şu: herkesin müzikten bizim kadar keyif alabilmesi, müziği anlamlandırabilmesi ve müzikle kendini ifade edebilmesi. Bazı perde ya da tını algısı çalışmalarında küçük bir algı avantajım olabiliyor; ama bilimsel çalışmalarımı asıl besleyen, literatüre yeni teknikler katarak koklear implantlı ve işitme kayıplı bireylerde müzikal algıyı gerçek anlamda iyileştirme motivasyonu.

S

Groningen ve Ferrara gibi merkezlerde bulundunuz. Türkiye ile Avrupa'daki odyoloji araştırmaları arasında ne gibi farklar gözlemlediniz?

C

Lisans sonrası University Hospital of Ferrara'da (İtalya) Prof. Stavros Hatzopoulos süpervizörlüğünde klinik staj yaptım. En belirgin fark hastane ortamıydı: Türkiye'deki stajlarımda günde ortalama 90, bir gün 104 hasta gördüğümüz olmuştu. Bunun avantajı çok çeşitli hasta görüp donanımlı bir klinik deneyim yaşamak. İtalya'da hasta görme sıklığı azdı ama bir hastaya ayrılan süre çok uzundu; odyolog olarak detaylı yönlendirme yapılabiliyordu.

Groningen'e tez dönemim öncesi gittim; UMCG bünyesindeki dB SPL Speech Perception Lab'da Dr. Ellie Harding ve Prof. Dr. ir. Deniz Başkent süpervizörlüğünde akademik araştırmacı olarak çalıştım. En çok dikkatimi çeken şey, bir projenin her adımını fazlasıyla detaylı ve uzun süre irdelemeleriydi. Haftalık lab toplantılarında 15-20 kişilik ekip, kendi alanı olmasa bile sunum yapana geri dönüş veriyordu; bu da yayın verimini artırıyor. Katılımcılara ödenek ayırmaları gerektiğinden iş birliğine önem veriyorlar — bu, çalışma süresini uzatsa da etki değerini yükseltiyor.

S

Son olarak, hem klinik hem araştırma odaklı ilerlemek isteyen genç meslektaşlarınıza tavsiyeleriniz neler?

C

Bu söyleyeceklerim her alanda geçerli. Ben stajlarımla ve katıldığım kongre/eğitimlerle neye devam edeceğime karar verdim; bu yüzden ilk tavsiyem her türlü staj ve eğitimin içinde bulunmaları. Araştırma odaklı ilerlemek isteyenler içinse danışman seçiminin okul seçiminden daha önemli olduğunu savunuyorum. Öncelikle kendi ilgi alanından bir danışman olmalı; danışman iletişimi tüm süreci farklı bir noktaya taşıyor.

Gelecekte doktora ve doktora sonrası araştırmalarla devam etmek istiyorum; psikoakustik/psikolinguistik, müzik ve koklear implant konularında çalışmayı hedefliyorum. Teknoloji hızlı geliştiği için yeni yan alanlara da her zaman açık olacağım.

İşitme Atölyesi'nin bu ilk röportajında, Öğütnaz Çoban ile uluslararası klinik tecrübelerden laboratuvar analizlerine uzanan çok yönlü bir yolculuğa çıktık. Bilimsel verileri bir müzisyen duyarlılığıyla harmanlayan bu perspektif, odyolojinin geleceğine dair umut verici stratejiler sunuyor. Gelecek röportajlarımızda görüşmek üzere.

Paylaş:WhatsApp