Amerikan Tinnitus Derneği (ATA), 55 yıllık tarihinin en büyük araştırma bütçesiyle beş tinnitus projesine toplam 655 bin doları aşan fon ayırdı.


Amerikan Tinnitus Derneği (American Tinnitus Association, ATA), tinnitusun nedenlerinin anlaşılması ve yeni tedavi yaklaşımlarının geliştirilmesine yönelik araştırmaları desteklemek amacıyla toplam 655 bin doların üzerinde fon sağlayacağını duyurdu. Derneğin 55 yıllık tarihinde tek seferde ayrılan en yüksek araştırma bütçesi olan bu destek, beş farklı projeye dağıtılacak.
Desteklenen projeler; tinnitusun altında yatan mekanizmaların aydınlatılması, objektif yöntemlerle değerlendirilebilmesi, yenilikçi tedavi stratejilerinin geliştirilmesi ve bazı bireylerde neden daha şiddetli belirtiler görüldüğünün ortaya konulması gibi farklı araştırma alanlarını kapsıyor.

Fon almaya hak kazanan projelerden ikisi, işitme kaybının ardından işitsel kortekste ortaya çıkan nöral değişimlere odaklanıyor.
Harvard Tıp Fakültesi ile Massachusetts Eye and Ear Infirmary’den Dr. Kameron Clayton, kokleadaki hasarın ardından belirli inhibitör hücre gruplarının işlevini kaybetmesinin, işitsel kortekste artmış nöral aktiviteye yol açabileceğini ve bunun tinnitus algısında önemli rol oynayabileceğini araştırıyor. Araştırma ekibi, daha önce hiperakuzi üzerine yürüttükleri çalışmalarda bu hücrelerin yeniden aktive edilmesinin ses algısını geçici olarak normale yaklaştırabildiğini göstermişti. Yeni projede ise aynı yaklaşımın tinnitus üzerindeki etkisi ilk kez değerlendirilecek.
Harvard Üniversitesi doktora öğrencisi Anna Guo ise beynin yeniden yapılanma kapasitesi olarak bilinen nöroplastisite mekanizmalarını kullanarak işitsel korteksteki artan nöral aktivitenin kalıcı şekilde baskılanıp baskılanamayacağını inceleyecek. Çalışmanın, mevcut stratejilerin neden bazı hastalarda zaman içinde etkisini kaybettiğine ışık tutması bekleniyor.
Kanada’daki Laval Üniversitesi’nden Dr. Philippe Fournier, tinnitusun yönetiminde trigeminal sinirin rolünü araştıracak.
Çalışmada yüz, çene ve boyun bölgesine uygulanan titreşimsel (vibrotaktil) uyarıların tinnitus belirtileri üzerindeki etkisi değerlendirilecek. Özellikle belirtileri hareket veya dokunmayla değişebilen somatosensoriyel tinnitus hastalarında yürütülecek araştırmada, yalnızca titreşim uygulaması ile titreşimin işitsel uyarıyla birlikte kullanıldığı yöntemler karşılaştırılacak. Araştırmacılar, elde edilecek bulguların kişiye özgü tedavi yaklaşımlarının geliştirilmesine katkı sağlayabileceğini düşünüyor.
Tinnitus tanı ve takibinde karşılaşılan en önemli güçlüklerden biri, bu semptomu objektif olarak değerlendirebilecek standart bir yöntemin bulunmaması. Mevcut uygulamalarda değerlendirme büyük ölçüde hastaların kendi bildirimlerine dayanıyor. Newcastle Üniversitesi’nden Dr. William Sedley, EEG tabanlı MICTAP isimli yeni bir değerlendirme aracını geliştirerek bu eksikliği gidermeyi amaçlıyor. Araştırma kapsamında bu aracın tinnitusun tipi, şiddeti ve neden olduğu rahatsızlık düzeyini güvenilir şekilde belirleyip belirleyemediği test edilecek.
Başarılı sonuçlar elde edilmesi hâlinde bu yöntemin hem klinik uygulamalarda hem de bilimsel araştırmalarda ortak bir değerlendirme standardı oluşturabileceği öngörülüyor.
Desteklenen araştırmalardan biri de tinnitus ile travma sonrası stres bozukluğu (post-traumatic stress disorder, PTSD) arasındaki ilişkiye odaklanıyor. Özellikle yüksek şiddette gürültüye veya patlama sesine maruz kalan gazilerde bu iki durumun sıklıkla birlikte görüldüğü, birlikte bulunmaları hâlinde ise belirtilerin daha ağır seyrettiği biliniyor. Ancak bu ilişkinin altında yatan nöral mekanizmalar henüz tam olarak açıklanabilmiş değil.
Illinois Urbana-Champaign Üniversitesi doktora öğrencisi Emilia Kaniewska, manyetik rezonans görüntüleme kullanarak yalnızca tinnitusu olan bireyler, işitme kaybıyla birlikte tinnitusu bulunan bireyler ve hem tinnitus hem de PTSD tanısı alan bireylerin beyin yapılarındaki farklılıkları karşılaştıracak. Araştırmanın, bu iki durumun neden birlikte daha ağır klinik tablo oluşturduğunu açıklamaya katkı sağlaması bekleniyor.
ATA tarafından desteklenen araştırma ekipleri, çalışmalarından elde edecekleri sonuçları 15-18 Eylül 2027 tarihleri arasında Washington DC’de düzenlenecek Tinnitus Research Initiative (TRI) Dünya Kongresi’nde sunacak. Söz konusu toplantı, uzun yılların ardından ilk kez ATA’nın ev sahipliğinde Amerika Birleşik Devletleri’nde gerçekleştirilecek.