Vestibüler sistem değerlendirmelerinde kullanılan en yaygın video nistagmografi (VNG) sistemlerinden biri olan VisualEyes™, yeni sürümüyle klinik testlere yenilikler getiriyor.

Vestibüler sistem değerlendirmelerinde kullanılan en yaygın video nistagmografi (VNG) sistemlerinden biri olan VisualEyes™, Interacoustics tarafından geliştirilen 3.2 sürümü ile daha kapsamlı ve fonksiyonel hale getirildi. Yeni sürüm, klinik pratikte baş dönmesi ve denge bozukluklarının değerlendirilmesini daha doğru ve bütüncül bir yaklaşımla ele almayı hedefliyor.
Yeni geliştirilen bu test, Video Head Impulse Test (vHIT) ve Gaze Stabilization Test (GST) prensiplerini bir araya getirerek bireyin baş hareketi sırasında görsel sabitleme yetisini değerlendirmeye olanak tanıyor. Bu yaklaşım, sadece vestibülo-oküler refleksin (VOR) biyofiziksel ölçümünü değil, kişinin günlük yaşamda hareketli ortamlarda görsel stabiliteyi nasıl deneyimlediğini de göz önünde bulunduruyor.
Bu testler, servikal omurga ve boyun hareketlerinin göz hareketleri üzerindeki etkilerini analiz ederek servikojenik vertigo gibi durumların daha doğru tanımlanmasına katkı sağlıyor. Böylece boyun kas-iskelet sistemine bağlı baş dönmesi yakınmalarının santral ya da periferik vestibüler bozukluklardan ayırt edilmesi kolaylaşıyor.
Bu test, bireyin kendi isteğiyle gerçekleştirdiği sakkadik göz hareketlerini değerlendiriyor. Okulomotor sistemin üst düzey kontrol süreçlerine ışık tutan bu değerlendirme, özellikle santral vestibüler patolojilerin analizinde dikkat, reaksiyon zamanı ve frontal kortikal aktiviteyle ilişkili değerli bilgiler sunuyor.
VisualEyes™ 3.2 ile gelen ek özellikler yalnızca klinik testlerle sınırlı değil:
"Yeni özellikler sayesinde bozukluğun kaynağını ve derecesini daha iyi anlayabiliyoruz. Bu da hastalara yönelik daha doğru öneriler ve etkili rehabilitasyon planları oluşturmamıza yardımcı oluyor." — Dr. Elizabeth Fuemmeler, Interacoustics Klinik Ürün Yöneticisi
VisualEyes™ 3.2 güncellemesi, yalnızca teknolojik bir iyileştirme değil; klinik karar verme sürecini güçlendiren, hasta deneyimini geliştiren ve veri analizini derinleştiren bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Özellikle otolit ve servikal sistem kaynaklı semptomların ayırt edilmesinde bu yenilikler önemli rol oynayacaktır.