Üç yıllık ACHIEVE çalışmasında, kapsamlı işitme müdahalesi alan yaşlı yetişkinlerde nöroinflamasyonla ilişkili GFAP düzeyleri kontrol grubuna göre daha yavaş arttı.

İşitme kaybı uzun yıllar boyunca esas olarak iletişim problemi olarak değerlendirildi. Ancak son yıllardaki araştırmalar, özellikle ileri yaşta ortaya çıkan işitme kaybının bilişsel becerilerde bozulma ve demans ile ilişkili olduğunu gösteriyor. Bu nedenle işitme kaybı, demans açısından potansiyel olarak değiştirilebilir önemli risk faktörlerinden biri olarak değerlendiriliyor. Peki işitme kaybının ve işitme müdahalesinin beyin sağlığı üzerindeki olası etkilerini biyolojik düzeyde değerlendirmek mümkün mü?
Yeni bir randomize kontrollü çalışma, işitme müdahalesinin nöroinflamasyon ve nörodejenerasyonla ilişkili kan biyobelirteçlerinin değişimini yavaşlatıp yavaşlatmadığını araştırdı. Bu yazıda, Eylül 2026'da eClinicalMedicine'da James Russell Pike ve arkadaşları tarafından yayımlanan "Effects of hearing intervention on blood-based biomarkers of neuroinflammation and neurodegeneration: a secondary analysis of the ACHIEVE randomised controlled trial" başlıklı çalışmayı ele alıyoruz.
ACHIEVE (Aging and Cognitive Health Evaluation in Elders), işitme müdahalesinin yaşlı yetişkinlerde bilişsel gerileme üzerindeki etkisini araştırmak üzere ABD'de yürütülen çok merkezli, randomize kontrollü bir çalışma. Katılımcılar 70-84 yaş arasında, günlük yaşamını bağımsız sürdüren ve tedavi edilmemiş bilateral işitme kaybı bulunan yetişkinlerden oluşuyordu. Çalışmaya dahil edilme kriterleri arasında iyi kulakta 0,5, 1, 2 ve 4 kHz saf ses ortalamasının 30-70 dB HL arasında olması bulunuyordu.
Katılımcılar iki gruba ayrıldı. İşitme müdahalesi grubuna yalnızca bir işitme cihazı verilmedi. Katılımcılar odyologlarla dört ayrı seans gerçekleştirdi; işitme cihazları gerçek kulak ölçümleriyle doğrulanarak ayarlandı, gerektiğinde yardımcı işitme teknolojileri sağlandı ve iletişim stratejileri konusunda eğitim ve danışmanlık verildi. Altı ayda bir destek seansları gerçekleştirildi. Kontrol grubuna ise kronik hastalıkların önlenmesi ve sağlıklı yaşlanmaya yönelik eğitim verildi.
Araştırmacılar, başlangıçta ve takipte kan örneği bulunan 164 katılımcıya odaklandı. Katılımcıların ortalama yaşı 78,1'di ve iyi kulaklarındaki saf ses ortalaması yaklaşık 39 dB HL idi.
En dikkat çekici sonuç GFAP'ta görüldü: üç yıllık dönemde düzeylerdeki değişim, işitme müdahalesi grubunda kontrol grubuna kıyasla daha yavaştı ve gruplar arasındaki fark, düzeltilmiş analizde de istatistiksel olarak anlamlıydı. NfL için de işitme müdahalesi lehine benzer yönde bir fark bulundu, ancak bu sonuç istatistiksel anlamlılık sınırına ulaşmadı. Üç yıl sonunda her iki grupta bilişsel gerileme görülmesine rağmen, gerileme işitme müdahalesi grubunda daha yavaştı.
Araştırmacılar, işitme müdahalesinin beyin sağlığıyla ilişkili biyolojik süreçler üzerindeki olası etkilerini değerlendirmek için kanda ölçülebilen iki biyobelirtece odaklandı: GFAP ve NfL.
GFAP (Glial Fibrillary Acidic Protein), başlıca astrositlerde bulunan yapısal bir proteindir. Astrositlerin aktivasyonu veya hasarıyla birlikte kandaki GFAP düzeyleri değişebildiğinden, GFAP astrogliosis ve nöroinflamatuvar süreçlerle ilişkili bir biyobelirteç olarak kullanılmaktadır. Bununla birlikte GFAP artışı tek başına nöroinflamasyonun doğrudan veya özgül bir göstergesi değildir.
NfL (Neurofilament Light Chain) ise nöronların yapısal bütünlüğünde rol oynayan nörofilament proteinlerinden biridir. Beyin omurilik sıvısındaki ve kandaki NfL düzeyleri nöronal hasar ve nörodejeneratif süreçlerle ilişkili olduğundan, NfL belirli bir hastalığa özgü olmayan bir nörodejenerasyon biyobelirteci olarak kullanılmaktadır.
Kandaki GFAP ve NfL düzeylerindeki artışlar Alzheimer hastalığı dahil çeşitli nörodejeneratif hastalıkların klinik öncesi dönemlerinde gözlenebilse de, bu değişiklikler belirli bir hastalığa özgü değildir. Dolayısıyla bu biyobelirteçler tek başlarına Alzheimer hastalığının varlığını göstermez veya tanı koydurmaz. Çalışmada da GFAP ve NfL, Alzheimer hastalığına özgü patolojinin göstergeleri olarak değil; nöroinflamasyon/astroglial yanıt ve nörodejenerasyonla ilişkili non-spesifik biyobelirteçler olarak ele alındı.
Araştırmacılar Alzheimer hastalığı patolojisiyle daha doğrudan ilişkili pTau181, pTau217 ve pTau231 düzeylerini ise önceki çalışmalarında inceledi (Deal ve ark., 2025). Dolayısıyla bu çalışma "İşitme cihazı kullanımı Alzheimer hastalığını önler mi?" sorusuna doğrudan yanıt vermiyor. Araştırılan temel soru şuydu: kapsamlı bir işitme müdahalesinin zaman içinde beyin sağlığıyla ilişkili bu kan biyobelirteçlerinin değişim hızını etkileyip etkilemediği.
Bu çalışma işitme kaybına bakışımız açısından önemli bir noktaya işaret ediyor. İşitme rehabilitasyonunun amacı yalnızca sesleri daha yüksek hale getirmek veya konuşmayı daha anlaşılır kılmak olmayabilir. Bulgular, işitme kaybının beyin sağlığıyla ilişkili biyolojik süreçlerle bağlantılı olabileceğini düşündürüyor.
Çalışmaya göre, işitme kaybına doğru ve kapsamlı şekilde müdahale edilmesi, bazı yaşlı yetişkinlerde nöroinflamasyonla ilişkili biyobelirteçlerin ilerlemesini yavaşlatabilir ve bu değişiklikler bilişsel gerilemenin daha yavaş seyretmesiyle birlikte görülebilir.
Pike, J. R., Huang, A. R., Reed, N. S., Arnold, M. L., Chisolm, T. H., Couper, D., Deal, J. A., ve ark. (2026). Effects of hearing intervention on blood-based biomarkers of neuroinflammation and neurodegeneration: a secondary analysis of the ACHIEVE randomised controlled trial. eClinicalMedicine, 99.
Deal, J. A., Pike, J. R., Kamath, V., Palta, P., Thyagarajan, B., Lin, F. R., ve ark. (2025). Audiometric hearing and plasma biomarkers of Alzheimer's disease pathology and neurodegeneration in the Atherosclerosis Risk in Communities Neurocognitive Study. Alzheimer's & Dementia, 21, e106812.